31 Ocak 2010 Pazar

aşkın ilk 11'i..

ödüllü kısa film..!ödünç sev.gi.li.ler..!'
kayıp zamanların unutulmayan kimseleri.
gelmiş geçmiş en sabıkalı aşıklar.
istediğin halde istemediğin gibi..
kaybettiğin halde,yapış yakasına ,göster 'bu benim !!!'
bulduğun gibi,sor bakalım kendine,'bu kimin ???'

yalandan da olsa ..bendeki ben o'ydu .
o kadar gerçek ki aynalardan kaçamıycak kadar..
uyuştuğu an hislerim..
karıncalandı içim..
kalbimi kramponlarla tekmeledi sanki bu aşkın ilk 11'i..
yedek kulubesi feryat figan..
taraftarların sesi uğultu..
hakemin düdüğü..
neee ?
uzatmalar mı??
sen istedin kalbim..
bi kıpırdanmayıp oynamasaydın, direnmeseydin, bıraksaydın ezselerdi seni kramponcuklar,
takılıp düşmezlerdi habire..
sen de düşmezdin böyle müşküle..
düştün bi kere ..yara bere..
çok ta mühim değil artık..
azılı bi oyunbozansın taraftarların yuhalamaları arasında sahayı terkeden..
alkışla onları..
alkışla ki hakkını ver üstündeki renklerin..nede olsa..
sarı mavi yeşil meşil farketmez !!!
yürüyoruz aynı yolda biz !!

aşk 90 dakkayı tamamlamaktan öte o renge bürünüp slogan olmaktır dillere..
aşk uzatmalardır..
aşk sarı ile kırmızı renkten hüküm giyip ceza almaktır..
aşk sakatlanıp oyunu durdurabilmektir..
aşk piçlik yapıp çelme takmaktır..(fatih terimin öğrencisi olabilmektir.)
aşk çalım atıp kaçmaktır..
aşk hakeme kafa tutup düdüğü yemektir..
aşk yenilgidir..
aşk kazanmaktır..
aşk beraberliğe tahammül edip yetinmektir..
ve aşk..
kocaman sahada dakkalarca koşup ne kadar yol katettiğinin önemi olmadan..
senden sadece istenen skoru elde etmendir.!!!

gece yarısı..ekmek arası..aşk atığı..

ilk aşk gibi sev onu..karşılaştırma yapmadan.garantide bitek ne dursun diye sorsam.
herşeyin ucundan tutmaya çalışırken tüketmek için harcadıklarımız.
gereklilikten yada bizim olsun diye değil.de.
ısırılıp ta yere bırakılmış ekmek arası gibiyim.
aceleden mi bırakıldım tadım mı kekremsiydi yoksam?
yada çöp yoktu atılıcam?
günah değil mi ama bana?arkadan ağlarım tabi anneler ne zaman yalan söylemiş ki baya baya ağlar işte!
çatal bıçaksız çiğneyemediler beni.açlıkları yatışmadı belki?
fazla söze gerek yok.kaldığımız yerde kaderimize terk ediliriz.
geri kalanlar.bana kalanlar.yaşarım sensiz.senden yarım kalan.ım.la..ne güzel demiş mirkelam.
bekliyorum biri alıp kenara koysun beni yüzü su'yu hürmetine..
içim dışıma çıktı.arada sakladıklarım da parçalandı.turşularımı zaten baştan atmışlardı!!
bu kalabalıkta kim acelesinden vazgeçip toplar da kıyıya koyar beni?
aç bi ilaç kediciğin midesidir bilirim bu yolculuğun sonu..fast food..hızlı tüketildim..
kayıp halim ağır çekim..mutlu son sindirildim!! proteinim,vitaminim,istenmeyen kaloriyim belki de
tek gerçek yine de atık maddeyim!!

kar tanesi..yağmur damlası ve diğerleri..

yağmur yağar.şimşek çakar.gök gürülder.ve karlar düşer!!!yani başka bi kelime çok yavan gelir o ihtişamlı tanelere de be.
düşer düşer ağlarım!!!başka da şarkı yok ki dimağımızda.aa ben de var.du bi bakim.
kar .evet.böylece bursada kar var mı kar hanımkızım? soruları ve akabindeki gülüşlerden kurtuldum şükür.var bey amca var geçen kaydık aşşara mahallede.!
evden çıkılamaz durumlar.ay ne şeker her yer bembeyaz nidaları 3.gün of pof çoff zıbamk pötö hödö şeberippe hariboyoppo gibi hunili seslere dönüşmekte..
kar felç eder hayatı.senin de şaşar bünyen bu şoka.cidden bak.bi üzülürsün karlar erirken.bi çıplaklık hissi çakralarında.auran düşmüş sinyalin zayıf peh peh peh..
ama ben kardan adamı severim.geçmişimdeki sevdiğim bi şahsiyet bana şarkı yapmıştı.
''biliyorum kafan karışık ama gel bunları bi kenara bırakıp kardan adam yapalım mı??''
ne kadar sade baksana..'ordasın biliyorum çık dışarı kar topu savaşı !' şeklinde rock versiyonu bilem yapılabilir hard rock
!evet yeterince isyankar protest bilem olur!
en fenası gitmek isteyip te gidemediğiniz suya düşen planlarınız..çok kötü bişeymiş.
eh bi hayır varmış demek lafları en çok bu anda sinir bozuyo hee. zzzzt elendiniz sesi ve kafanda kısa devreler !
neyse ki tadında terk etti bizi kar..yoksa bunca beyazlığa tahammül yok..kimselerin durup tanelerin düşüşünü izlemeye vakti yok..
hatırlıyorum da önceki senelerde mahrumiyet olmuştu 1 hafta boyunca..elektrik yok..kalorifer yanmıyo..leş gibi koktuk..
örgüye vermiştim kendimi annemle.iki ters bi yüz.
.haroşu günlerim olmuştu küçük küçük..poğaça börek tatlı..bilimum hamurişleri..
canım ailemle altın günleri kıvamında dedikodu ve de eskiye dair muhabbetler pek bi tatlıydı.
çocukluk anıları,onların gözündeki büyümezlik,eşşek kadar oldun la sıpa! bakışlarına teğet ama inkar edercesine hevesle anlatılan,yad edilen anılar..
ve karlar eridi..şimdi yağmur sürerken hükmünü doğa anamızın yaptığı bu temizlik,dilerim ruhunuza değsin,
arınmışlık hevesiyle adımlarınızı atarken burnunuza düşen damla gülümsetmeye yetsin de artsın..

25 Ocak 2010 Pazartesi

unutuşun kaynağı taşmadan dolmuyo..

kaynak sömürülecek bişey midir?hayır değildir.
kurutana kadar,söndürene kadar,dindirmekten öte açlığı..
tüketmeyi seven bi nesil olarak herşeyin dibini görüyoruz.
sonra da ah vah edip bişe yapmalı hallerinde vay anam başımıza gelenler deyip deli dana moduna giriyoruz.
duyarlılık varsa.
unutuş ta bi kaynak olmalı.öyle eller havaya hoppa biçiminde olmuyo beyler!bayanlar!
zaten kendimle çelişiyorum çokçana.
insan unutmaz.hiç unutmaz hem de.ruki.m böyle demişti bi gün.insan unutmaz ki zu ya!!gayet matematiksel yaklaşmıştı olaya.hesaplar tutmuyordu ona göre.)
salaklıktır bu.hatırlamak kelimesi neden olsun o zaman.unutursan hatırlamazsın.yeak yeee!!!
bi duruşun olmalı bu iki kavrama.
gerekirse üzerine gitmelisin yaşar usta kıvamında heyyy gidi heyy sen mi büyüksün ben mi? ben büyüğüm bennn!!
ama ne gerek var dimi?
kadim dostum merve.mle anımız vardır..
telefonlar kapansın eski sevgililere evet haydi hoppa!!
şeklinde bi ortamda en arkada bunu irdeleyen insanlar olarak kimsenin umrunda değildik doğrusu..
ama nası oluyo şimdi bi dakka ben telefonu kapatırsam eller havaya yaparsam telefon düşer.))
sonra kimin eli kimin cebinde moduna geçilir ..
evde de türk kahvesi eşliğinde kendimizi,unutuşlarımızın kaynaklarını didiklememizle geceyi sabaha erdirmeceler..
bak işte insan unutmuyo arkideş!!nası unuturum ben onu canımın içine saklamışım..
usul usul hatırlamalı..yaygaralarla değil..iç çeke çeke..omzuna düşüre düşüre akmalı taneler..aklına gelmeli güzel kareler ve gülümsemeli..
kıymadan kestirip atmak yerine bi düğüm daha çakmalısın..
bak işte..
tek dikişte bitirelemediğin için.evet bu..senin suçun yok..çünkü tüketicinde iş yok.
az önce bitmesini istemediğim sıcak çukulatayı içerken son yudumu ağzımda 3 kere gezdirdim.
damağımda kapladığı tat geciksin diye.yuttuğum vakit bardağın dibine baktığımda dudaklarımı ıslatçak bi kütle kalmıştı.
ve ben ona şuursuzca saldırıp akıttım içime..yüzüm buruştu.
biliyodum böyle olacağını..bırak son törenle yarım kalsın tadı..nezaketen bardağın dibinde..yetinmişliğin ,gözü doymuşluğun kanıtı..
ağlayan çocuğun emziğine bal sürmek bu olsa gerek.çıldırtan son yudum.bitişin keskinliğinden olsa gerek.
ve farkettiriyo.durup ta yutkununca.karnın şişmiş be!!!
mideni hoplatan gaz kabarcığını da çıkarınca.bardağı göz önünde tutmaya tahammül yoktur!
varıp gitmeli mutfağa çalkalamalı..bulaşıklıkta konaklasın..
zamanı gelince rafa kaldırılası..
unutuş bir kaynak olmalı
yeni'yi her an'a yaymak için
ben sana olmalıyım
bana sen bir kaynak..
'nilgün marmara' anısına saygıyla..
lise yıllarımda tanıdığım avuntum,bana bu yazıyı yazdıran dizelerine minnetle..

mahzen


yarım ama tadında kalan şeyler galiba yaşanabilir kılan nedenlerimiz,sağ ayağımızdan bizi çeken giden,sol yanımıza direnen..ufak şeyler onlar onca telaşımız arasında sığındığımız değerler işte..
su oldukça değirmenler dönermiş..biçim olarak tekerlekten bi farkı yoksa da dönüp te istediği yere varmaktan ziyade üstüne dökülenleri o anda savurmaya bakarmış..
her su kütlesi zamanın bi parçası..zamanın ağırlığı bilmeden değirmenlerin kanatlarında da varmış..suyun üstünde gözükenler bunlar tabi..
kimbilir belki de su altında ,derinlerde,aslında tutkulu bi birliktelik sözkonusudur??hepsi varsayım..varsayabilmek ,varedilmenin avuntusu nasılsa..
görmeyi becerip hayalimizde bütünleştirdiğimiz her şey 'ben hayatım.ondan bi parçayım' diyo..
almak istediğimiz yanını koparıveriyoruz,diğerlerini şöyle bi yokladıktan sonra..
.hepsinin tadı aynı..
yani keşfedilmeyi bekleyen taraflar her birinde mevcutken, hala bakarak,elleyerek seçme hırsı..seçene kadar mevsimi geçti..tadına varıp çekirdeği görenler kurutup başka baharlara sakladı..
var olan düzende dönemeçleri,sapa yolları geçerli kılmışız..düzenlemeye çalıştıkça yoldan çıkmışız..sonra da her şey yalan deyip çık işin içinden!
başlamışız çaresiz tüketmeye..
gidenlerden umutsuz..
geleceklerden korkusuz..
bulunanlardan huzursuz..
kaybolup sormadıkça kapılara..
'evde yokuz'..............